Eğitim ve Programlar

Yaygın Gelişim Bozukluğu Otizm

Otizm veya yaygın gelişimsel bozukluk, gelişimin pek çok alanının ciddi bir şekilde bozulduğu ve dolayısıyla da çocuğun özellikle karşılıklı etkileşim, ilişki kurma becerilerinin ve iletişim becerilerinin oldukça olumsuz etkilendiği bir bozukluktur. Kısaca ilişki problemi de denebilir.

 

Bunları daha detaylı açıklamak gerekirse;

  • Göz teması kurmazlar, sizi delip geçen bakışları vardır. Yüzlerinde genel bir ifadesizlik ve donukluk hali vardır, ne hissettiklerini anlamakta güçlük çekersiniz.
  • Sosyal ortamlarda kendilerini gruptan izole etmeyi tercih ederler, bir köşede durup anlamsız sesler çıkarabilirler veya kendilerince bir oyun oynarlar. Seslendiğinizde duymamış gibi davranırlar, ilgilenmezler.
  • Yaşının gelişimine uygun arkadaşlık ilişkisi kurmakta güçlük çekerler.
  • Mutsuz – stresli olduklarında, bir yerleri acıdığında, kendilerini avutmaları ve ilgi göstermeleri için diğer insanlara başvurmazlar ve insanlardan bir istekte bulunmazlar.
  • Diğer insanların duygu durumlarını anlamakta güçlük çekerler. Örneğin; annesi ağlayan bir otistik veya YGB problemi olan çocuk bu durumun farkına dahi varmayabilir veya farkına varır ama uygun tepkinin ne olacağını bilemez, örneğin annesi ağlarken o gülebilir.
  • Davranış, duygu ve iletişim biçimlerini sosyal ortama uydurma güçlükleri vardır. Bu nedenler ile kuralları anlama ve uyma ile ilgili sıkıntılar yaşarlar.
  • İnsanların ilgisini çekmek için uğraşmazlar. Genelde çocuklar konuşmaya başladıktan sonra etrafındakilerin ilgisini çekmek için sürekli uğraşırlar. “Bak kuş, bak elma…”şeklinde kendileri ile ilgilenilmesini isterler.
  • Bir şey istediklerinde genelde parmak ile göstermezler, bu isteklerini ifade edici sesler çıkarmazlar, bunun yerine en yakınlarındaki yetişkini, sıklıkla da anneyi kendilerinin bir uzantıları olarak kullanırlar ve onunla göz teması kurmaksızın elini alıp istediği şeye doğru işaret ederler.
  • Tensel temastan genelde hoşlanmazlar, insanlarla aralarında hep bir mesafe vardır.
  • Anne ve babaya, özellikle de anneye bağlılık davranışları çok değişken olabilir. Normal gelişim gösteren çocuklar genelde 18 ile 24 ay arasındaki süreç içerisinde anneleri tarafından özellikle bir yabancı ile bir odada yalnız bırakılmaktan hoşlanmazlar ve annelerini yanlarında isterler. Otizm veya YGB tanısı konmuş çocuklar genelde yalnız bırakıldıklarında pek umursamazlar. Tabii, bu durum genelde durumu daha ağır olan çocuklarda görülür. Daha hafif iletişim ve ilişki problemi olan çocuklar ise daha normale yakın bağlılık davranışları gösterirler.
  1. İletişim becerilerinde ciddi bir bozukluk vardır;
  • Konuşmanın hiç olmaması veya konuşmada gecikme çok önemli bir belirtidir.
  • Konuşmanın var olduğu durumlarda da karşılıklı konuşmayı başlatma ve devam ettirmede belirgin güçlükler yaşarlar.
  • Otistiklerde konuşmanın belli bir melodisi yoktur, donuk ve monoton bir ses tonu vardır.
  • Ekolali dediğimiz tekrarlı konuşma vardır. Ekolali, anında ve gecikmiş olarak ikiye ayrılır. Anında ekolalide çocuğa “Adın ne?” diye sorduğunuzda çocuğun size “Adın ne?” diyerek sizi hemen tekrar etmesi diyebiliriz. Gecikmiş ekolali ise çocuğun televizyondan veya diğer insanlardan duyduğu bir kelimeyi veya cümleyi aradan bir süre geçmiş olmasına rağmen kendi kendine tekrar etmesidir.
  • Cümle yapıları kurallı değildir. Genelde fiiller ve zamirler, yerli yerinde ve doğru kullanılmaz. Genelde ben, sen zamirleri karışır. Örneği, “iyiyim” yerine “iyisin” şeklinde cevap verdikleri sık görülür. Fiiller de gereklilik kipi ile kullanılır. “Şeker istiyorum” yerine “şeker istemek” çok sık karşılaştığımız cümle yapılarıdır.
  • Taklit genelde yoktur veya çok azdır. Bu taklitlerin içine eylem taklitleri örneğin; oyuncak bebeği uyutma veya top atma ve sözel taklitler örneğin hayvan taklitleri dahil olmaktadır. Taklidin olmaması tabii fonksiyonel bir şekilde oyun oynamayı öğrenmesini ve sembolik oyun oynamayı öğrenmesini engellemektedir.
  1. Davranışları, ilgileri ve aktiviteleri oldukça kısıtlı, tekrarlı ve stereotipiktir;
  • Stereotipik, tekrarlı hareketleri vardır. Örneğin; el çırpma, el – kol sallama, ellerine bakma, etrafında dönme veya tüm vücudunu hareket ettirdiği çeşitli hareketler.
  • Takıntılı olarak yaptıkları davranışlar vardır. Örneğin; açık kapıları kapatma, nesneleri ısrarla dizmek isteme veya yamuk duran nesneleri düzeltme.
  • Oyuncaklar her çocuk gibi onların da ilgilerini çeker fakat, oyuncaklarla fonksiyonlarına uygun bir şekilde oynamazlar, ısrarla objelerin fonksiyonel olmayan parçaları ile meşgul olmayı isterler. Örneğin; siz çocuğa serim eşletmek için kart verirsiniz ama o kartın önü ile değil ısrarla arkası ile ilgilenir; koklar, dokunur veya araba sürdürmek istersiniz fakat o ısrarlı bir şekilde arabanın tekerleklerini döndürmeyi sürdürür ve çıkardığı sesi dinler. Ya da, bir ortamda hiç kimsenin dikkatini dahi çekmeyen küçük detaylara çok yoğun bir şekilde konsantre olabilir.
  • Anlam veremediğimiz garip nesnelere sepsifik bir bağlılıkları olabilir. O nesneyi her an elinde tutmak isteyebilir, zamanla bu nesnenin yerini başka nesneler alabilir ama elini hep dolu tutma gibi bir uğraşı vardır.
  • Belirgin korkuları olabilir, örneğin; elektirik süpürgesinin sesi onları çok rahatsız edebilir veya genel olarak bir huzursuzluk bir süre devam eder. Buna benzer olarak, yumuşak, kaygan objelere dokunamama, iğrenme, çok rahatsız olma görülebilir.
  • Yeni rutinlere, yeni bir mekana, veya yeni faaliyetlere geçiş yapmakta çok zorlanırlar. İlgilerinin çok kısıtlı olması, takıntılı davranışlarının olması bu geçişlerdeki zorlanmalarına katkıda bulunmaktadır.

 

 

Görme Engeli

Görme fonksiyonunu tamamen ya da kısmen yitirmiş çocuk, görme güçlüğü yaşamaktadır. Görme engelli kişi görme yetersizliğinden çok ağır derecede etkilenen görsel duyu ile alması gereken uyarıcılardan yoksun kalan kişidir. Özel eğitim hizmetleri yönetmeliğinde görme engelliğinin tanımı şöyledir: Görme engelli, bütün düzeltmelere rağmen iki gözle görmesi 1/10 dan aşağı olan, eğitim öğretim çalışmalarında görme gücünden yararlanması mümkün olmayandır şeklinde tanımlanmaktadır. Az gören; bütün düzeltmelere rağmen iki gözle görmesi 1/10 ile 3/10 arasında olan ve özel bir takım araç ve yöntemler kullanmadan eğitim öğretim çalışmalarında görme gücünden yaralanması mümkün olmayanlardır şeklinde tanımlanmaktadır.

 

 

 

 

 

Görme engelliler nedir?

İnsanın bazı organları onun yaşaması için hayati öneme sahiptir bunlardan biriside gözdür. Gözümüz bizim ikinci bir kişiliğimizdir. Bazen anne karnında çeşitli sebeplerden dolayı, bazense bir hastalık yada bir kazadan dolayı gözümüzün görme işlevini kaybetmesi durumunda görme yeteneğini kaybetmiş kişiler için “GÖRME ENGELLİ” denir. Görme engelliler için bugüne kadar yapılan çalışmalar bilimin ve teknolojinin gelişmesiyle ilerledi fakat halen istenen seviyede değildir. Görme engellilerde bizler gibi birer vatandaş en önemlisi de bir insandırlar. Görme engellilere bizim toplumumuzda gerektiği ilgi ve alaka gösterilmiyor. Görme engellilerle ilgili hem bizlere hem de devlete önemli görevler düşüyor.

Görme engellilerle ilgili bizlere düşen görevler

1. Görme engelli birisine yardım etmek,

2. Görme engelli birisiyle alay etmemek,

3. Görme engellilere maddi yada manevi destekte bulunmak,

4. Görme engellilerin iş hayatına girmelerini sağlamak,

5. Onlarında bizler gibi her işi yapabileceğine inanmak ve desteklemek,

6. Empati kurmak,

7. Onlara işe yaramaz birer insan gözüyle bakmamak,

8. Onlara her türlü imkanın sağlanmasında yardımcı olmak,

9. Onlarla arkadaş olarak dertlerini dinlemek,

10. Türkiye genelindeki engelli vatandaşlarımız için kampanyalar düzenleyerek onları desteklemek. Görme engellilere bizim toplumumuzda gerektiği ilgi ve alaka gösterilmiyor. Görme engellilerle ilgili hem bizlere hem de devlete önemli görevler düşüyor.

Görme engellilerle ilgili bizlere düşen görevler

1. Görme engelli birisine yardım etmek,

2. Görme engelli birisiyle alay etmemek,

3. Görme engellilere maddi yada manevi destekte bulunmak,

4. Görme engellilerin iş hayatına girmelerini sağlamak,

5. Onlarında bizler gibi her işi yapabileceğine inanmak ve desteklemek,

6. Empati kurmak,

7. Onlara işe yaramaz birer insan gözüyle bakmamak,

8. Onlara her türlü imkanın sağlanmasında yardımcı olmak,

9. Onlarla arkadaş olarak dertlerini dinlemek,

10. Türkiye genelindeki engelli vatandaşlarımız için kampanyalar düzenleyerek onları desteklemek.

 

 

Zihinsel Yetersizlik

Zihinsel yetersizliği olan birey; Zihinsel işlevler bakımından ortalamanın iki standart sapma altında farklılık gösteren, buna bağlı olarak kavramsal, sosyal ve pratik uyum becerilerinde eksiklikleri ya da sınırlılıkları olan, bu özellikleri 18 yaşından önceki gelişim döneminde ortaya çıkan ve özel eğitim ile destek eğitim hizmetlerine ihtiyaç duyan bireyi ifade etmektedir. Zihinsel yetersizlik, özel eğitime gereksinim duyan bireyler arasında en yaygın olarak görülen ve oldukça heterojen bir gruptur. Okulöncesi ve ilköğretim yıllarında bu bireylerle karşılaşmak mümkündür. Çoğunlukla hafif düzeyde zihinsel yetersizliği olan çocuklar okulda öğretmenler tarafından fark edilirler. Orta ve ağır düzeyde zihinsel yetersizlikleri olanlar ise daha erken fark edilebilmektedir.

 

SINIFLANDIRMA

1) Hafif Düzeyde Zihinsel Yetersizlik: Zihinsel işlevler ile kavramsal, sosyal ve pratik uyum becerilerinde hafif düzeydeki yetersizliği nedeniyle özel eğitim ve destek eğitim hizmetlerine sınırlı düzeyde ihtiyaç duyan bireyi ifade etmektedir. Bireyin, temel okuma yazma ve sayma becerilerini kazanmasında ortaya çıkan gecikme durumudur.

2) Orta Düzeyde Zihinsel Yetersizlik: Zihinsel işlevler ile kavramsal, sosyal ve pratik uyum becerilerindeki sınırlılık nedeniyle temel akademik, günlük yaşam ve iş becerilerinin kazanılmasında özel eğitim ile destek eğitim hizmetlerine yoğun şekilde ihtiyaç duyan bireyi ifade etmektedir. Bireyin gecikmeli bir konuşma ve dil gelişimi, sosyal duygusal ve davranış problemleri ile temel okuma yazma ve sayma becerilerinin kazanmasında ortaya çıkan gecikme durumudur.

3) Ağır Düzeyde Zihinsel Yetersizlik: Zihinsel işlevler ile kavramsal, sosyal ve pratik uyum becerilerindeki eksiklikleri nedeniyle öz bakım becerilerinin öğretimi de dahil olmak üzere yaşam boyu süren, yaşamın her alanında tutarlı ve yoğun özel eğitim ve destek eğitim hizmetine ihtiyacı olan bireyi ifade etmektedir. Bireyin ciddi şekilde konuşma ve dil gelişimi güçlüğü, sosyal, duygusal veya davranış problemleri ile temel özbakım becerilerini öğrenmesinde ortaya çıkan gecikme durumudur.

4) Çok Ağır Düzeyde Zihinsel Yetersizlik: Ciddi biçimde zihinsel ve birden fazla yetersizlik nedeniyle bireyin eğitim-öğretim hizmetlerinden yararlanamama durumudur. Devamlı yardıma ve bakıma ihtiyaç duyarlar.

ZİHİNSEL YETERSİZLİĞİ OLAN ÇOCUKLARIN GELİŞİMSEL ÖZELLİKLERİ

a) Fiziksel ve Psikomotor Gelişim Özellikleri: Hidrosefal, mikrosefal ve down sendromlu çocuklarda belirgin farklılıklar gözlenmektedir. Hidrosefali çocuklarda kafa normalden büyük, mikrosefali olan çocuklarda ise kafa normalden küçüktür. Zihinsel yetersizliği olan çocuklar yaşıtlarına göre oturma, emekleme, yürüme gibi becerileri daha geç kazanırlar. Büyük ve küçük kas becerilerinin kullanımında, el-göz koordinasyonu gerektiren becerilerde sıkıntı yaşayabilirler.

b) Zihinsel Gelişim Özellikleri: Dikkat süreleri oldukça kısadır ve dikkatlerini toplamakta zorlanırlar. Akademik kavramları geç ve güç öğrenirler. Öğrendiklerini kısa sürede unutabilirler. Öğrendiklerini genelleme konusunda da problem yaşarlar. Zaman ile ilgili kavramları zor öğrenir ve sıklıkla karıştırırlar.

c) Dil Gelişimi Özellikleri: Bütün çocuklarda olduğu gibi zihinsel yetersizliği olan çocuklarda da dil gelişimi benzer şekilde ilerlemektedir. Fakat zihinsel yetersizliği olan çocuklar bu gelişim aşamalarında daha yavaş ilerlemektedir. Her birinin dili kazanım süresinde farklılık görülmektedir ve bu genellikle zihinsel yetersizlik durumu ile paralellik göstermektedir. Bu problemdeki çocuklar duygu ve düşüncelerini anlatmada problem yaşarlar ve buna bağlı agresif davranışlar gösterebilirler.

Konuşmaya ilişkin olarak sesin perdesi ve yüksekliği ile ilgili olan ses bilgisel sorunlar, konuşma seslerinin üretilmesi ile ilgili olan sesletim bozuklukları, konuşma hızı ve akıcılığı ile ilgili akıcılık problemleri ( kekemelik gibi) en yaygın görülen problemlerdir.

  1. d) Sosyal ve Duygusal Gelişim Özellikleri: Kişilerarası becerilerinin zayıf olması ve sosyal olarak uygun olmayan davranışlar sergilemelerinden dolayı akranları veya sınıf arkadaşları tarafından reddedilme durumu ile karşı karşıya kalabilmektedir. Bu nedenle genellikle kendilerinden yaşça küçük olan çocuklarla iletişim kurmayı ve oynamayı tercih ederler. Yakın arkadaşlık ve dostluk kurmada sıkıntıları vardır. Oyun ve toplum kurallarına uymada problem yaşarlar. Kendilerine güvenleri azdır ve bağımsız hareket etmekten çekinirler.
  2. e) Öz Bakım Becerilerinin Gelişimi: Hafif ve orta derecede zihinsel yetersizliği olan çocuklarda giyinme, soyunma, yemek yeme, kişisel temizliği yapabilme ve tuvalet alışkanlığının kazandırılması mümkündür. Fakat ağır ve çok ağır zihinsel engelli çocuklarda öz bakım becerilerinde problemler yaşanabilir. Özellikle- çok ağır zihinsel yetersizliği olan çocuklar bakıma muhtaçtırlar.

ZİHİNSEL YETERSİZLİĞİ OLAN ÇOCUKLARIN EĞİTİMİ

Normal ya da zihinsel yetersizliği olan çocukların her birinin öğrenme stili ve öğrenme hızı farklılık göstermektedir. Zihinsel yetersizliği olan çocuklar akranlarından gelişimsel olarak geri kalmakla birlikte, gelişim düzeylerine uygun olarak hazırlanan eğitim-öğretim planları ile eğitim almalıdırlar. Bütün çocukların eğitiminde olduğu gibi zihinsel yetersizliği olan çocukların eğitiminde de onların ileride başkalarına bağımlı olmadan yaşamlarını sürdürmeleri, kendi kendilerine yeterli duruma gelmeleri ve toplumda bütünleşmeleri amaçlanmaktadır. Zihinsel yetersizliği olan çocukların tam bağımsızlık kazanmaları ve toplumsal rolleri üstlenebilmeleri için, bireyin bireysel farklılıkları ile yapabildikleri dikkate alınarak eğitim gereksinimlerinin belirlenmesi ve gereksinimlere uygun eğitim ortamlarının sunulması gerekmektedir.

Zihinsel yetersizliği olan çocukların eğitim gereksinimleri onların bireysel özelliklerine göre farklılaşabilmektedir. Diğer çocukların kendi başlarına ya da çok az yardımla öğrendikleri birçok beceriyi zihinsel yetersizliği olan çocuklar kendi başlarına öğrenmede ya da az bir yardımla üstesinden gelmede güçlük çekebilmektedirler. Zihinsel yetersizliğin derecesine ve çocuğun diğer alanlardaki becerilerinin etkilenme durumuna göre eğitim gereksinimlerinin belirlenebilmesi için, çok yönlü bir yaklaşımla yapılacak bir değerlendirmeye ihtiyaç vardır.

Bir çok zihinsel yetersizliği olan çocuk bağımsız yaşamayı öğrenebilir. Böylece birçoğu kendi bakımını sağlayabilir, ev işlerini yapabilir, evdeki eşya ve cihazları kullanabilir, temizliğini yapabilir, yiyecek hazırlayabilir, kısaca kendi yaşamını bağımsız olarak sürdürebilir. Dolayısıyla zihinsel yetersizliği olanların eğitiminde en üst amaç, onların bağımsız yaşam becerilerini bireysel özelliklerini göz önünde bulundurarak geliştirmek olmalıdır

 

Bedensel Yetersizlik

Bedensel yetersizlik; kas, iskelet ve eklemlerin işlevlerini yerine getirememesi durumudur. Bedensel yetersizlik ve süreğen hastalıklar, tıbbi açıdan; kas-iskelet ve eklemlerde ortaya çıkan yetersizlikleri, hastalıklar ve kazalar sonucu sinir sisteminin zedelenmesini ve kronik sağlık problemlerini kapsamaktadır.

 

Bedensel yetersizliği ve süreğen hastalığı olan çocuklar; bedensel sınırlılıklarından ya da sağlık sorunlarından dolayı okula devamları aksayan ya da öğrenebilmeleri için özel hizmet, öğretim ve donatım gereken çocuklardır. Bu çocukların sınırlılıkları daha çok devinimle ilgili olduğundan, eğitimleri evde, hastane okullarında ya da özel eğitim okullarında olabilir. Bunun yanı sıra normal okullarda da eğitim görebilmektedirler. Normal okulda eğitim görüyor olmak, engelli öğrenciye; sınırlılıklarını kabul etmeyi, erken yaşlardan itibaren yaşam sorunlarıyla baş etmeyi, çözüm yolları üretmeyi ve yetersizliği olmayanlarla yaşamayı öğretir. Diğer öğrencilere ise; bedensel engelin, çocuğun kişiliğinin sadece bir bölümü olduğunu, bunun yanında bedensel engelli arkadaşlarının daha pek çok olumlu özellikleri olabileceğini ve farklı bireylerle bir arada yaşamayı öğretir. Böyle bir deneyim hem engelli birey hem diğer öğrenciler ve öğretmenler için insancıl ve ödüllendirici bir yaşantı olacaktır.

TÜRLERİ

Merkezi sinir sisteminin zedelenmesi sonucu ortaya çıkan engeller (Merkezi sinir sisteminin-beyin ve omuriliğinin zedelenmesi).Beyinsel İnme (Cerebral palsy-Kasıntılı beyin felci ),Epileptik nöbetler, Bel Kemiği Bozukluğu Felci (Spina bifida),Polio (Çocuk felci),Çoklu Sklerosis Kas-iskelet sisteminin hastalıktan etkilenmesi sonucu ortaya çıkan yetersizlikler (Adale erimesi,düz tabanlık gibi.) Doğuştan oluşan bedensel yetersizlikler (Kalça çıkığı, kalp bozukluğu, doğuştan anne karnında gelişememe,uzuvlardan birinin olmaması gibi.) Kazalar ve diğer hastalıklar sonucunda ortaya çıkan bedensel yetersizlikler (düşme, yanma, zehirlenme ve trafik kazası gibi.) Değişik pek çok süreğen hastalık ( Kanser, tüberküloz, ateşli romatizma ve şeker gibi.)

ÖZELLİKLERİ

Bedensel yetersizliği ve süreğen hastalığı olan çocuklara yönelik özel eğitim sürecinde; doktor, Fizyoterapist, psikolog, öğretmen ve aile işbirliği gerekir. Bedensel yetersizliği olan çocuklar aynı zamanda öğrenme güçlüğü, konuşma bozukluğu ve uyum sorunları da gösterebilirler. Çoğunlukla normal zeka düzeyindedirler. Sıklıkla doktor takibi nedeniyle hastaneye gitmeleri gerektiği için okula devamsızlık sorunu yaşarlar. Bu ise okul başarısını olumsuz yönde etkileyebilir. Bedensel yetersizliklerine yönelik ailenin ve çevrenin olumsuz tutumlarından dolayı öz güvenleri düşük olabilir. Yine aynı nedenlerle sosyal etkileşim ve kişisel uyum sorunu yaşayabilirler. Süreğen hastalığı olan çocuklarda gelecek kaygısı olabilir.

ÖĞRETMENLERE ÖNERİLER

Tedaviyi sürdüren doktor ve aile ile işbirliği yapılması önemlidir. Kendine güven ve uyum sorunları olabileceğinden arkadaş edinmeleri desteklenmelidir. Çocuğun kendini olduğu gibi kabul edebilmesi için özelliklerine uygun, sosyal ve sportif aktivitelere yönlendirilmelidir. Sürekli kullanması gereken bir ilaç varsa bunun takibi konusunda dikkatli olunmalıdır. Çocuğun yetersizlik ya da hastalığından kaynaklanan sıkıntı ve kaygısı varsa bir uzmanla (çocuk psikiyatrisi, psikolog, psikolojik danışman gibi) işbirliği yapılmalıdır. Bina ile ilgili fiziksel şartlar düzenlenmelidir.( Tekerlekli sandalye için yol düzenlemesinin yapılması, sınıfın binanın giriş katında ve tuvalete yakın bir yerde olması, sınıf tahtasında ve tuvaletlerde tutunma yerleri olması, kaygan zeminlerde önlem için lastik döşeme yapılması vb. gibi.) Çocuğun fizyolojik ihtiyaçları ile ilgili bir yakınının sınıfa yakın bir yerde beklemesi sağlanabilir. Çocuğun özelliklerine göre öğretim ve değerlendirme yöntemleri belirlenmelidir. Örneğin; ellerini kullanmakta zorlanıyor ise çoktan seçmeli test ve sözlü sınav yapılabilir. Çocuğun özelliklerinin olduğu gibi kabul edilmesi ve acıyarak yaklaşılmaması önemlidir.

 

İletişim Bilgileri

Yetkili Kişi
Ertan POLAT
Adres
Kurtuluş Mahallesi Erguvan Sokak No:11 Gürsu/BURSA
Telefon 0224 376 06 20 Mobil 0543 939 62 66 & 0532 396 97 99 E-mail gbeyazokyanus@gmail.com

Ulaşım Haritası

Etkinliklerimiz

21 Mart
21 Mart 2018 12:25
21 Mart
Pizza Etkinliği
28 Şubat 2018 12:58
Pizza Etkinliği
Bahar Şenliği
4 Aralık 2017 10:47
Bahar Şenliği
Tümünü Göster


Takvim

Eylül 2020
P S Ç P C C P
« Mar    
 123456
78910111213
14151617181920
21222324252627
282930  

İletişim Bilgileri

Yetkili Kişi
Ertan POLAT
Adres
Kurtuluş Mahallesi Erguvan Sokak No:11 Gürsu/BURSA
Telefon 0224 376 06 20 Mobil 0543 939 62 66 & 0532 396 97 99 E-mail gbeyazokyanus@gmail.com